24 – 30 Ağustos 2026 · Marmara Ereğlisi

Dört gün,
dört hikâye.

Bu hafta dört yere gidiyoruz: adını bütün bir denize vermiş mermer adasına, Mimar Sinan'ın seksenli yaşlarında yaptığı camiye, bir savaşın geçtiği yarımadaya ve tek bir kayanın içi oyularak yapılmış manastıra.

Dördünü de sabah evden çıkıp akşam eve dönerek yapıyoruz. Hiçbir geceyi dışarıda geçirmiyoruz. İki gezi gününde de denize giriyoruz.

4 kişi1 araba4 tam gün her gece kendi yatağımız~1.126 km
Marmara Adası Saraylar kıyısında duran, işlenmiş Roma sütun başlıkları; arkada deniz ve adacıklar
Saraylar, Marmara Adası. Kıyıda öylece duran bu Roma sütun başlıkları ocaktan çıkmış ama gemiye hiç binmemiş.

Haftanın şekli

İki sakin gün, dört tam gün, bir tampon.

Anne ile babam pazartesi ve salı burada değil, araba da onlarla birlikte. O iki günü havuzda, sitenin kendi sahilinde ve yürüyerek gidilen ilçe merkezinde geçiriyoruz. Salı gecesi herkes toplanınca çarşamba sabahı program başlıyor.

Pzt 24 Havuz + sahil araba yok Yürüyerek Marmara Ereğlisi. Öğle saatleri gölgede.
Sal 25 Perinthos araba yok Taş Bahçesi, akşamüstü. Gece anne-baba geliyor.
Çar 26 Marmara Adası feribot Adada 7 saat 40 dakika. Kole Plajı'nda yüzme. ~23:00 evde.
Per 27 Edirne 341 km Selimiye sabah, Sağlık Müzesi ikindi. ~21:45 evde.
Cum 28 Gelibolu 460 km Şehitlikler sabah, klimalı blok öğleden sonra, Kabatepe'de yüzme. ~22:10 evde.
Cmt 29 Kıyıköy + Vize en kısa 17:50'de evdeyiz. Akşamı balığa açık.
Paz 30 Tampon boş Program yok. İstenirse şafak balığı.

Dört büyük günün üst üste gelmesi bilerek yapıldı. Hafta altı günden dörde inince gezilecek yer sayısını azaltmak yerine her günün ortasına iki buçuk ile üç saat arası bir dinlenme bloğu koyduk. Hepsinde gölge, oturacak yer ve tuvalet var, mümkün olan yerlerde de klima. Bir günü yorucu yapan şey uzunluğu değil, ortasında oturulacak yerin bulunmamasıdır.

Çarşamba · 26 Ağustos

Marmara Adası

Bu ada olmasa Marmara Denizi'nin adı Marmara olmazdı. Türkçedeki "mermer" kelimesi de buradan çıktı.

Tepeden Marmara Denizi kıyısı ve açıkta ada

Ayasofya'nın zemini bu adanın taşından

Sütunları değil, çünkü yeşil olanlar Teselya'dan, mor porfir de Mısır'dan gelme. Ama Ayasofya'da üzerinde yürüdüğünüz zemin, mermer kaplamalar, sütun başlıkları ve kornişler Prokonnesos'tan, yani bu adadan çıkmış. 1453'te Fatih Ayasofya'ya girdiğinde, zemindeki levhalardan birini sökmeye çalışan askere kılıç çektiği anlatılır.

Adanın antik adı Prokonnesos. Yunanca mármaros ise "parlayan taş" demek. Bu kelime önce adaya, sonra denize, sonra bütün bölgeye adını verdi ve Avrupa dillerine de oradan geçti.

Adanın taşı önce bir kelimeye, sonra bir denize dönüştü.mármaros → Marmara Adası → Marmara Denizi · Almanca Marmor · İngilizce marble

Ada aynı zamanda bir ceza kolonisiydi. Diocletianus zulmünde düşük statülü mahkûmlar idam edilirken, yüksek statülü olanlar bu ocaklara taş kesmeye sürülüyordu. Feribottan ineceğimiz iskelenin adı olan Saraylar ise Palatia'dan geliyor, yani İmparator Justinianus'un adada yaptırdığı saraydan. 569'a gelindiğinde birçok Bizans aristokratının burada kendi sarayı vardı.

1889 salnamesine göre adanın nüfusu 8.555 kişiydi ve bunun yalnızca 340'ı Müslümandı. Adada iki cami, on dört kilise ve bir havra vardı. 1935 depremi üç köyü tümüyle yıktı, halk korkudan eve giremeyip günlerce kıyıdaki sandallarda yattı.

1882 tarihli gravür: Palatia'da Justinianus sarayının kalıntıları
Charles Texier'nin 1882 tarihli gravürü: Palatia'da, yani bugünkü Saraylar'da Justinianus sarayının kalıntıları.
Piri Reis'in Marmara Adası haritası
Piri Reis'in Kitab-ı Bahriye'sinde Marmara Adası.
OcakProkonnesosAdanın kuzeyindeki mermer ocakları, Roma'nın en büyük tedarikçilerinden biriydi.
Gittiği yerAyasofya'nın zeminiKaplamalar, sütun başlıkları ve kornişler 537'den beri aynı taştan.
Kelimemármaros"Parlayan taş" demek. Önce adanın, sonra denizin adı oldu.
BugünMarmara DeniziEvimizin önündeki deniz, adını bu adanın taşından alıyor.
Denizden görülen Marmara Adası panoraması
Ada denizden böyle görünüyor. Feribot iki saat boyunca bu siluete doğru gidiyor.
Ayasofya'nın iç mekânı
Ayasofya'da ayak bastığınız her yerde bu adanın taşı var: kaplamalarda, sütun başlıklarında ve kornişlerde.

Açık Hava Mermer Müzesi

Üç yüz on dokuz parça Roma lahdi, sütunu ve başlığı var, üstelik çoğu yarı işlenmiş halde. Ocaktan çıkmış ama gemiye hiç binmemiş taşlar bunlar. Kısacası işi yarıda kalmış bir imparatorluk atölyesine bakıyoruz.

iskelenin dibindeücretsiz15:00–16:30

Saraylar sahil hattı

Günün en sıcak saatlerini burada geçiriyoruz. Gölgeli bir sahil bandı, çay bahçeleri ve modern mermer heykellerden oluşan bir park var. Yol baştan sona düz.

düzgölge + tuvalet13:30–15:00

Kole Plajı ve merkez

Günün yüzme penceresi burada. Plaj batıya baktığı için o gün tam rüzgâr altında ve su düz; beach club'da gölge, tuvalet ve duş var, araç kuma kadar yanaşıyor. Dönüşte Rum Okulu, Taksiarhis ve çeşmeler zaten iskele yolunun üstünde.

araçla yanaşmaduş + tuvalet17:15–18:40

Günün akışı

Evden çıkış, kahvaltı evdeTekirdağ limanı, 42 km
Tekirdağ limanında75 dk pay
Feribot → Saraylar2 saatlik geçiş
Adada. Öğle yemeği iskele karşısındaLiman Kafeterya / Sahil Restoran
Sıcak saatler: sahilde gölge, heykel parkıdinlenme bloğu · 1 sa 30 dk
Açık Hava Mermer Müzesigüneş alçalmışken
Marmara köyüne geçiş25 km, günün serin saati
Kole Plajı, yüzme55 dk, deniz 25,5 °C
Merkez tarihi hat, iskeleye dönerken30 dk
İskelede60 dk önce
Dönüş feribotugün batımı 19:50, tam kalkışta
Tekirdağ limanı42 km kaldı
Evdegün toplam ~15 saat

Adada klimalı bir gündüz üssü yok. Gölge bol, çay bahçeleri, çınar meydanı ve iki plaj kulübü var, ama klima yok. Bunu hafifleten şey havanın kendisi: o gün için tahmin 29,7 derece ve kullanacağımız kıyının tamamı poyrazda rüzgâr altında kalıyor. Dalga 0,52 metre, deniz 25,5 derece.

Perşembe · 27 Ağustos

Edirne

Sinan'ın seksenli yaşlarında yaptığı ustalık eserini göreceğiz. Aynı şehirde, Avrupa akıl hastalarını zincire vururken hastalarını müzikle tedavi eden bir hastane de var.

Selimiye Camii'nin dış cephesi ve minareleri, aşağıdan görünüm
Selimiye Camii, Edirne. Sinan yapımına 1568'de başladı ve cami 1575'te ibadete açıldı.

"Ustalık eserim"

Mimar Sinan kendi eserlerini üçe ayırır. Şehzade Camii onun çıraklık, Süleymaniye kalfalık, Selimiye ise ustalık eseridir. Bu sınıflandırmayı başkası değil, kendisi yapmıştır.

Selimiye'yi seksenli yaşlarındayken yaptığını akılda tutmak gerekiyor. Çoğu insanın çoktan emekli olduğu bir yaşta, imparatorluğun başkentinden 240 kilometre uzağa gelip hayatının en iddialı yapısına başladı ve yedi yıl boyunca orada kaldı.

Neden İstanbul değil de Edirne? Evliya Çelebi "II. Selim rüyasında gördü" diye anlatır, ama Kıbrıs caminin temeli atıldıktan üç yıl sonra fethedilmiştir.Yani hikâye güzel ama tarihler tutmuyor. Gerçek sebep daha sade: Selim gençliğinde Edirne sancakbeyiydi.

Kubbenin Ayasofya'nınkini geçtiği iddiası tartışmalı, o yüzden ölçüleri yerinde konuşmak daha doğru. Zaten camide asıl anlatılacak şeyler çok daha küçük ve çok daha kişisel.

Aranacak · zeminde

Ters lale

Müezzin mahfilinin mermer ayaklarından birinin altında baş aşağı duran bir lale var. Rivayete göre arsanın sahibi yerini satmaya yanaşmamış ve tek şartı camide bir lale bulunması olmuş. Sinan laleyi yapmış, ama ters çevirerek. Osmanlı'nın en görkemli yapısının içine kazınmış bir kamulaştırma kavgasına bakıyoruz.

Kubbenin tam altında

Müezzin mahfili

Osmanlı camilerinde müezzin mahfili genellikle kenarda durur. Selimiye'de ise tam ortada, ana kubbenin altında ve on iki dilimli bir kemerin üstünde yükseliyor. Sinan bu hamleyi bir daha hiç tekrarlamadı.

Minarelerde

Üç ayrı yol

Şerefelere çıkan merdivenler birbirinden tamamen bağımsız. Aynı minarenin içinde üç ayrı yol var ve çıkanlar birbirini hiç görmüyor. Dört minarenin bu kadar ince olması da tesadüf değil, yapının yatay değil dikey okunmasını sağlıyor.

Günün asıl çapası: Sağlık Müzesi

II. Bayezid Külliyesi 1488'de, yalnızca dört yılda tamamlanmış. İçinde bir hastane, bir tıp medresesi, bir imarethane ve yolculara üç güne kadar ücretsiz konaklama veren bir tabhane bulunuyor.

Akıl hastaları burada su sesi, müzik ve kokuyla tedavi ediliyordu. Bu sonradan uydurulmuş güzel bir hikâye değil, vakıf senedine yazılmış maaşlı bir kadro. On müzisyen haftada üç seans veriyordu; üçü hanende, biri neyzen, biri kemancı, biri santurcu, biri de udçuydu. Hangi hastaya hangi makamın çalınacağına da onlar karar veriyordu.

Tedavi tamamen ücretsizdi. Vakfiyede hizmetkârlar için "hastalara güler yüzle ve iyilikle hizmet edecekler", aşçılar için ise "hekimin emrettiği şekilde pişirecek" şartı yazıyordu.

Avrupa'da akıl hastaları zincire vurulurken burada olan buydu.Tam doğrusunu söylemek gerekirse Evliya Çelebi burada da "yaldızlı zincirler" bulunduğunu yazıyor. Yani fark zincirin hiç olmamasında değil, müzik kadrosunda, çiçekte, su sesinde ve tedavinin parasız oluşunda.

Duvarlarda, burada yatan hastaların kendi elinden çıkma yirmi sekiz çizim var. Birinci avlunun karşı duvarında bir kale ve altı gemi, ikinci avlunun girişinde ise yedi geyik, dört kuş ve dokuz gemi bulunuyor. Gemileri çizenlerin Tunca'daki kayıklarla işi olan insanlar olduğu düşünülüyor. Bunları tek tek arayacağız, çünkü bir müzenin gösterebileceği en kişisel şey bu.

Sağlık Müzesi'nde hasta odası canlandırması
Darüşşifa odalarından biri. Perşembe günleri müze gece 22:30'a kadar açık kalıyor.
MakamNe için çalınırdı
RastFelç ve sinir rahatsızlıkları
IsfahanZihni açar, hafızayı tazeler
RehaviBaş ağrısı
ZirefkendSırt ve eklem ağrıları
UşşakUykusuzluk, kalp, mide
BüzürkVesvese, korku, zihin bulanıklığı

Farabi makamları günün saatine göre de ayırmıştı: sabah Hüseyni, öğle Uşşak, ikindi Hicaz, akşam Neva. Bu gelenek bugün hâlâ yaşıyor, çünkü ezan da vaktine göre farklı makamda okunuyor.

Selimiye Camii

Sinan'ın kendi deyişiyle ustalık eseri ve UNESCO Dünya Mirası listesinde. Sabah namazı ile öğle arasındaki boşlukta, gölgeli revakların altında geziyoruz.

ücretsizkapıya bırakma09:15–10:45

Sağlık Müzesi

1488'den kalma bir darüşşifa. Külliyenin tamamı 1,4 metrelik bir kot farkı içinde kaldığı için günün en rahat yürünen durağı burası, üstelik kubbelerin altı serin.

tamamen düz100 TL / kişi15:15–17:45

Karaağaç ve Lozan Anıtı

Karaağaç Türkiye'ye savaşla değil imzayla geçti, çünkü Lozan'da savaş tazminatının yerine verildi. Anıtın burada durmasının sebebi de bu. Bir zamanlar buranın lakabı "Küçük Paris"ti.

düz parkücretsiz18:20–19:20

Günün akışı

Kalkış, kahvaltı evdeyolda kahvaltı yok
Evden çıkış168 km, bir tuvalet molası
Mimar Sinan Caddesi'nde inişşoför park eder
Selimiye90 dk · gölgeli revaklar
Selimiye Arastasıbadem ezmesi burada
Araçla aşağı şehre iniş25 metre kot farkı, yürünmüyor
Restorana bırakmaTahmis Çarşısı
Öğle yemeği: tava ciğeri, klimalı salondinlenme bloğu · 2 sa 35 dk
Oturmaya devam, çayacele yok, ayağa kalkılmıyor
Şoför arabayı alırşarj dolu
Sağlık Müzesi2,5 saat · 22:30'a kadar açık
Külliye Büfe, çay34 metre
Karaağaç: Lozan Anıtı + eski garistenirse atlanabilir
Edirne'den çıkışdönüş yolu
EvdeKaraağaç atlanırsa 20:20

Perşembe günü tesadüfen seçilmedi. Sağlık Müzesi pazartesi kapalı, salı, çarşamba ve pazar günleri 18:00'e kadar açık; perşembe, cuma ve cumartesi ise 09:30 ile 22:30 arasında açık kalıyor. Yani müzenin dört buçuk saat daha uzun açık olduğu üç günden birine denk geliyoruz, üstelik perşembe hafta sonunun yarısı kadar tenha oluyor. Babam 66 yaşında olduğu için ücret ödemiyor, dolayısıyla dördümüze toplam 300 lira tutuyor.

Cuma · 28 Ağustos

Gelibolu

Haftanın en uzun günü bu, ama aynı zamanda en kolay yürünen günü. Arabayı her durakta hedefin 15 ile 54 metre yakınına kadar çıkarabiliyoruz. Gün de denize girerek bitiyor.

Anzak Koyu: kumsal, arkada dik sarı yamaçlar ve deniz

25 Nisan 1915, şafak

ANZAK'lar şafakla karaya çıktı. Mustafa Kemal o sırada 19. Tümen komutanı, Bigalı köyünde. Sesleri duyunca 57. Alay'ı alıp Conkbayırı'na doğru yürüyor. Tepeye çıkarken geri kaçan askerlerle karşılaşıyor:

— Niçin kaçıyorsunuz?
— Efendim, düşman!
— Düşmandan kaçılmaz.

Askerlere süngü taktırıp yere yatırıyor. Karşı taraf bunu görünce duraklıyor ve işte o duraklama, 57. Alay'ın yetişmesine yetecek zamanı kazandırıyor.

Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.Bu emrin kaynağı Atatürk'ün kendi anlatımıdır. 57. Alay bugüne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri'nde yeniden kurulmadı, çünkü orada tamamen tükendi.

Conkbayırı ve şarapnelin çarptığı saat

10 Ağustos 1915'te Conkbayırı'nın tepesi bir gece önce elden çıkmış durumda ve Mustafa Kemal şafakta karşı taarruzu bizzat yönetiyor. Bir şarapnel parçası göğsüne isabet ediyor, ama araya cebindeki saat giriyor. Saat paramparça oluyor, kendisi ise hiç yara almıyor.

Hikâyenin en güzel kısmı bundan sonrası. Parçalanmış saati Alman komutan Liman von Sanders'a hediye ediyor, Sanders da karşılığında kendi saatini ona veriyor. Conkbayırı'ndaki dev cep saati heykeli işte bu yüzden orada duruyor ve fotoğrafımızı orada çekeceğiz.

Conkbayırı'nda Atatürk Anıtı ve Yeni Zelanda Anıtı
Conkbayırı'nda Atatürk Anıtı ile Yeni Zelanda Ulusal Anıtı yan yana duruyor.
57. Alay Şehitliği'nin düz taş zeminli mezar sıraları
57. Alay Şehitliği. Otoparktan 29 metre uzakta ve zemin baştan sona düz taş, yani yarımadanın en rahat durağı.

Otoparktan hedefe kaç metre

Bu günün en iyi haberi

Hiçbir durakta aşağıda park edip yukarı tırmanma durumu yok ve hiçbirinde merdiven bulunmuyor.

Mehmetçiğe Derin Saygı Anıtı15 m
Conkbayırı27 m
57. Alay Şehitliği29 m
Anzak Koyu Kitabesi54 m
Tanıtım Merkezi58 m
Şehitler Abidesi228–312 m

Şehitler Abidesi programda yok. Yarımadanın en ikonik yapısı olduğu doğru, ama otoparktan 228 ile 312 metre uzakta ve arada merdiven var. Bunu savaş mezarlıkları komisyonunun kendi verisinden doğruladık. Anne ile babam isterse ikindi ışığında ek bir durak olarak eklenebilir; bedeli 300 metrelik bir yürüyüş ve basamaklar.

Mehmetçiğe Derin Saygı Anıtı

Günün sürprizi burası: yaralı bir Avustralyalı subayı sırtında taşıyan Türk askerinin anıtı. Arabaya 15 metre mesafede olduğu için inmek istemeyen camdan bile görebiliyor. Anıt Eceabat merkezde değil, Albayrak Sırtı'nda; ikisi sık sık karıştırılıyor.

arabadan 15 mmerdiven yok10 dk

Anzak Koyu Kitabesi

Taşta yazan söz Avustralya ve Yeni Zelanda ile Türkiye'yi barıştırdı. Ancak Atatürk'ün bu sözü 1934'te söylediği doğrulanamıyor, çünkü metin ilk kez 1953'te ortaya çıkıyor. Hikâye bunu bilerek dinlendiğinde daha da ilginç hale geliyor.

54 m asfaltağaç gölgesi25 dk

Suvla Şaraphane · öğle

Şaraphane adını Suvla Koyu çıkarmasından alıyor, yani masadaki sohbet konusu kendiliğinden hazır. Klimalı salonu, geniş otoparkı ve tuvaleti var; günün kapalı mekân bloğu burada başlıyor.

klimalı14:05–15:30

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi

Günün en sıcak saatlerini burada geçiriyoruz. Mekân klimalı, otoparktan 58 metre uzakta ve seanslarla çalışıyor. Rezervasyon gerekiyor, çünkü her seans 60 dakika sürüyor ve seans başına yalnızca 50 kişi alınıyor.

klimalı16:00–17:05rezervasyon

Kabatepe Plajı

Tanıtım Merkezi zaten Kabatepe Limanı mevkiinde, yani plaj aynı yerde ve bir metre bile fazla sürmüyoruz. Deniz o gün 24,5 derece ve dalga yarım metrenin altında, çünkü poyraz bu kıyıda karadan esiyor. Tuvalet, duş ve soyunma kabini var, otopark ücretsiz.

ek sürüş yokduş + kabin17:05–18:20

Günün akışı, kasten ters çevrildi

Evden çıkışgidiş 157 km
Otoyol servis alanı: kahvaltı40 dk, tuvalet garantili
Conkbayırı35 dk, rüzgârlı ve gölgesiz
57. Alay Şehitliği30 dk, şapka şart
Anzak Koyu / Arıburnu25 dk, ağaç gölgesi var
Mehmetçiğe Derin Saygı Anıtı10 dk
Öğle yemeği: Suvla Şaraphanekapalı blok başlıyor
Tanıtım Merkeziklimalı, 65 dk
Kabatepe Plajı, yüzme75 dk, deniz 24,5 °C
Dönüşte çay ve şarj molası40 dk
Evde460 km, 6 durak

Açık hava durakları sabaha, kapalı mekân bloğu ise öğleden sonraya alındı. Böylece günün en sert üç saati, yani 14:05 ile 17:05 arası, tamamen içeride geçiyor. Yüzme günü bir saat on beş dakika uzatıyor ve eve 22:10'da dönüyoruz; dönüşteki mola şarj için zorunlu olduğundan kısaltılabilecek başka yer yok. Feribota da gerek yok, çünkü şehitlikler Avrupa yakasında ve oraya karadan gidiliyor.

Cumartesi · 29 Ağustos

Kıyıköy ve Vize

Haftanın hem en sakin hem de en kısa büyük günü. Burada kimse duvar örmemiş, kimse taş taşımamış. 6. yüzyılda birileri koca bir kayanın içini oyarak üç katlı bir manastır çıkarmış.

Kıyıköy kıyı şeridinin havadan görünümü

Tek bir kayanın içine oyulmuş bir manastır

Aya Nikola Manastırı inşa edilmedi, oyuldu. Jüstinyen döneminde, yani 527 ile 565 arasında, kaya kütlesinin içi kazınarak üç kat çıkarılmış: en üstte keşiş hücreleri, ortada kilise, altta da ayazma. Bugün dünyanın en eski kaya oyma manastır komplekslerinden biri sayılıyor.

Kuzey duvarındaki giriş, iç içe geçmiş iki yuvarlak kemeri olan bezemeli bir kapı. Yapı doğudan batıya uzanıyor ve dört kanattan oluşuyor. 19. yüzyılda Rumlar ahşap girişler eklemiş, bunlar sonradan kaldırılmış.

Kasabanın adı da hikâyenin bir parçası: antik çağda Salmydessos, Osmanlı'da Midye, bugün ise Kıyıköy.Nüfusu 1.948 kişi ve geçim balıkçılıkla ormancılıktan sağlanıyor. Kasaba turizme teslim olmamış, hâlâ kendi işini yapıyor.

Antik kaynaklarda Salmydessos, Argonautlar'ın uğradığı ve kör kral Phineus'un Harpyalar'dan kurtarıldığı yer olarak geçer. Phineus da karşılığında Iason'a Symplegades kayalarından nasıl geçileceğini söyler. Bunu kesin bir tarih olarak değil, bir rivayet olarak anlatmak gerekiyor, çünkü kaynağını doğrulayamadık.

Kıyıköy'de ayrıca 180 basamakla inilen gizli bir kapı var. Onu yerinde anlatacağız ama aşağı inmeyeceğiz.

Aya Nikola Manastırı'nın kayaya oyulmuş, turuncu ışıkla aydınlanmış iç mekânı
Kayanın içi. Burada duvar örülmemiş, taş taşınmamış, sadece oyulmuş.
Manastırın kayaya oyulmuş koridoru
Girişe uzanan oyma koridor.

Üç kat · kim nereye kadar giriyor

Kimse dışarıda kalmıyor

Bu bir bölünme sayılmaz, çünkü ayazmaya iniş yalnızca on dakika sürüyor ve o sırada da hepimiz aynı yapının içindeyiz.

Üst kat Keşiş hücreleriKayanın en üst seviyesi, programa dahil değil. gidilmiyor
Orta kat KiliseOtoparktan 13 metre uzakta ve yol düz. Tuvalet 17 metrede, büfe hemen yanında. Erişim yolu çift şeritli parke taşı ve aydınlatması var. hepimiz
Alt kat AyazmaManastırın en etkileyici bölümü burası, ama basamaklar kayaya oyulmuş, korkuluk ve aydınlatma yok, ayrıca içeride su birikintisi uyarısı var. ben ve ablam, fenerle

Bloglarda geçen "700 metre yürüyüş, 200 metresi mıcır" bilgisi artık geçerli değil. Manastırın kendi otoparkı girişin 13 metre yanında. Geriye tek bir soru kalıyor: otoparkla kapı arasındaki 2 metrelik kot farkı rampa mı yoksa basamak mı? Onu yerinde göreceğiz.

Vize Kalesi kalıntıları, çimenlerin içinde taş duvarlar Vize Kalesi. İlk inşası için verilen tarih MÖ 72'ye kadar gidiyor.
Vize Kalesi'nden kasabaya ve ovaya bakış Kaleden Vize ve Trakya ovası.
Kıyıköy'de kayalık kıyı ve deniz Kıyıköy kıyısı. Bu hafta Karadeniz'e girmiyoruz.

Küçük Ayasofya

6. yüzyıldan, Jüstinyen döneminden kalma ve Vize'nin Bizans dönemindeki katedrali olduğu düşünülüyor. Altta bazilika, üstte kapalı Yunan haçı planı var. Bizans mimarisinde nadir görülen bu birleşim yüzünden Ayasofya ile karşılaştırılıyor ve halk arasındaki adı da buradan geliyor. İçerisi serin ve karanlık.

kapıya bırakmatuvalet 43 mücretsiz

Vize Kalesi + Kale Çeşmesi

Kaleye ayrıca gitmemize gerek yok, çünkü cami zaten iç ve dış surların arasında duruyor; yani sabahtan beri kalenin içindeyiz. Kalıntılara camiden 106 metre var ve yol tamamen düz. Yorulan olursa camide oturup bekleyebilir.

106 m, düz30 dk

Kıyıköy limanı · öğle

Günün hiçbir şey yapmama bloğu burada: gölgeli bir terasta 2 saat 35 dakika oturuyoruz ve kalkan balığı yiyoruz. Sonrasında liman kapısına ve çay bahçesine geçiyoruz.

gölgeli teras12:55–15:30

Günün akışı

Evden çıkışSaray'da tuvalet molası
Vize Roma Tiyatrosu, arabadan41 m aşağıda, inilmiyor
Cami kapısında inişşoför 150 m ötede park eder
Küçük Ayasofya50 dk, serin
Vize Kalesi + Kale Çeşmesi30 dk
Vize merkezde çay30 dk
Vize'den Kıyıköy'e48 dk
Aya Nikola Manastırı35 dk, otopark kapının önünde
Kıyıköy limanında öğledinlenme bloğu · 2 sa 35 dk
Liman + Kıyıköy Kalesi Liman Kapısı45 dk, düz
Dönüş95 dk
Evdeakşam serbest

Karadeniz'e girmiyoruz. Su 21,1 derece, yani ağustos ortalaması olan 24 derecenin altında; dalga 0,80 metre ve poyraz kıyıya doğrudan vuruyor. Halk Plajı da iki derenin ağzında olduğu için orada rip akıntısı uyarısı var. Bu bir tercih değil, güvenlik kararı. Yüzmeyi Marmara tarafında ve havuzda yapıyoruz, orada deniz 25 derece.

Pazartesi + Salı · 24–25 Ağustos

Araba yokken

Anne ile babam salı gecesi geliyor ve arabayı da onlar getiriyor. O zamana kadar iki gün boyunca her şey yürüme mesafesinde.

Şu an tatil yaptığımız kasaba bir zamanlar bütün Trakya'yı yönetiyordu

Marmara Ereğlisi'nin antik adı Perinthos. Şehri MÖ 600'de Samoslular kurmuş ve Roma döneminde Thracia eyaletinin başkenti olmuş. Buradan çıkan eserlerin çoğu bugün Tekirdağ Müzesi'nde sergileniyor.

Salı akşamüstü Taş Bahçesi'ne yürüyoruz. Burası ağaç gölgesi, bankları ve Roma lahitleri olan bir belediye parkı; ücretsiz ve etrafı çevrili değil. Üç Perinthos noktası arasında en rahat yürüneni burası, çünkü akropoldeki tiyatroya yüzde 14'lük eğim yüzünden çıkmıyoruz.

Pazartesinin asıl işi bir şeyi test etmek. Dallas Plajı kuş uçuşu 600 metre uzaklıkta ama araç rotası 10,4 kilometre görünüyor. Arada köprüsü olmayan bir dere olabilir, çünkü mahallenin adı zaten Dereağzı. Oraya yürüyerek gidilebiliyorsa bu haftanın en değerli keşfi olur.

Perinthos bölgesinden çıkan, Tekirdağ Müzesi'nde sergilenen kabartma
Perinthos'tan çıkan eserler bugün Tekirdağ Müzesi'nde.

Günün akışı

Havuz, sonra gölgeUV 6,9, araba yok
Site sahilinde deniz25,5 °C, kıyı düz
Yürüyerek ilçe merkezi2,7 km, tamamen düz
Havuzhaftanın en sıcak günü, 31,5 °C
Gölge16:00'a kadar
Perinthos, Taş Bahçesi: antik kent gezisi2 sa 30 dk, yürüyerek
Dönüşyürüyerek
Anne ve babam geliyor, araba da onlarlaçarşamba 07:50 çıkış var

Havuz + site sahili

Sabahı havuzda, 12:00 ile 16:00 arasını gölgede geçiriyoruz, çünkü UV değeri 6,9. Denize 17:00'de giriyoruz. Poyraz karadan estiği için kıyı düz kalıyor ve deniz 25,5 derece.

sıfır yoliki gün

Yürüyerek ilçe merkezi

Sahil hattı boyunca ~2,7 km, tamamen düz. Akşam serinliğinde.

düz2,7 km

Perinthos ve Taş Bahçesi

Roma lahitlerinin arasına kurulmuş bir belediye parkı. Ağustos sonu tam kazı sezonu olduğu için 55 kişilik bir ekip tiyatroda çalışıyor ve alanın bir kısmı şeritle kapatılmış olabilir.

gölge + bankücretsiz
Bütün hafta

Deniz ve havuz

Bu bir tatil, sadece tarih gezisi değil. İkiniz de yüzdüğünüz için haftanın yedi gününün beşinde suya girilebiliyor.

Havuz, sonra site sahili17:00, deniz 25,5 °C
Havuzgün boyu
Kole Plajı, Marmara Adası17:15–18:10, deniz 25,5 °C
Yok, Edirne iç şehir21:45 dönüş
Kabatepe Plajı, Gelibolu17:05–18:20, deniz 24,5 °C
Karadeniz'e girilmiyor, akşam boş17:50'de evdeyiz
Havuz ve site sahili serbestprogram yok

Havuz kesin, deniz bonus

Hiçbir gün "deniz günü" olarak kurulmadı. Sitedeki havuz ısınmış ve rüzgârdan korunaklı olduğu için asıl plan o; deniz iyi çıkarsa üstüne ekleniyor. Bir pencere soğuk çıkarsa havuza dönüyoruz ve on dakika kaybediyoruz.

havuz her günsıfır yol

Suya girmeden elle bakıyoruz

Sürekli poyraz, yüzeydeki ısınmış suyu açığa itip dipten soğuk su çekebiliyor. Marmara'da geçmişte su iki günde 22 dereceden 12 dereceye düştüğü olmuş. Hava modeli kıyıya bitişik bu dar şeridi göremediği için 25 derece dediği yerde su 19 derece olabilir.

her sabah kontrol

Dört çift deniz ayakkabısı

Kabatepe'de denize girilen ilk on metre taşlık, sonrası kum. Dengesiz ve kaygan zemin demek, o yüzden deniz ayakkabısı zorunlu sayılıyor. Evden çıkmadan çantaya konması gereken tek şey bu.

şart

Cumartesi akşamı şu an boş bırakıldı. Kıyıköy dönüşü 17:50'de evde oluyoruz ve gün batımı 19:46; isterseniz o akşam da site sahiline girilebilir, programa hiçbir bedeli yok.

Cumartesi akşamı ya da pazar şafağı

Balık

Babamla birlikte kendi sahilimizde. Bunu tercih etmemizin asıl sebebi, programdan hiç zaman çalmaması.

İlçe iskelesini araştırdık ve elendi. Kökünden ucuna kadar 140 ile 300 metre arası düz beton yürümek gerekiyor, hiç gölge ve tuvalet yok, korkuluk olup olmadığı da belirsiz. Kendi sahilimizde bunların hepsi zaten çözülmüş durumda.

Kıyıdan olta atmak için 2026'da belge gerekmiyor. Ağustos sonu için gerçekçi hedef istavrit, kefal ve zargana. Palamut ile lüfer normalde eylülde başladığı için beklentiyi ona göre kurmak lazım. Takımı babam getiriyor, ayrıca alınacak bir şey yok.

Cumartesi 18:30–20:30

Kıyıköy dönüşünde 17:50'de evde oluyoruz. Gün batımı 19:46 ve haftanın en sakin günü bu. Tatili kapatan an olabilir.

Pazar 06:00–08:30

Dönüş tamponu günü olduğu için programa hiç dokunmuyor. Gündoğumu 06:33.

İkisi de yapılabilir, kararı size bırakıyorum. İki zaman aralığını da boş tutuyorum.

Bütçe ve toplamlar

Rakamlar

Haftanın hikâye yükünün neredeyse tamamı için bilet almaya gerek yok.

1.126 kmtoplam yol
15 saaten uzun gün
13 metremanastır otoparkı → kapı
0 gecedışarıda geçen
KalemTutar
Feribot, araba ve 4 kişi, gidiş dönüş7.250 TL
Şarj, 6 durakta yaklaşık 215 kWh2.700–2.900 TL
Edirne Sağlık Müzesi (babam ücretsiz)300 TL
Yemek, 4 gezi günü boyunca 4 kişi10.000–16.000 TL
Ada içi, Kıyıköy, Gelibolu ekstraları3.000–5.000 TL
Toplam tahmin23.000–31.000 TL

Ücretsiz olanlar

Perinthos, Selimiye, Conkbayırı, 57. Alay, Anzak Koyu, Aya Nikola, Vize Kalesi, Küçük Ayasofya, Saraylar Mermer Müzesi ve Lozan Anıtı'nın hepsine ücretsiz giriliyor.

Para gerçekten sadece iki yere gidiyor: feribota ve yemeğe. Otuz bin lira da bir tavan değil, sadece bir kıyas noktası.

Feribot biletinin bugün alınması gerekiyor. 26 Ağustos dönüş seferinde 10 araç yeri kalmıştı ve günde tek bir akşam dönüşü var. Sistem yalnızca tek yön sattığı için iki bileti ayrı ayrı almak gerekiyor.

Henüz kapanmayan üç şey

Bunlar internette yok, telefonla çözülüyor

0541 960 99 66

Feribot gişesi

Araçla hangi limana geleceğiz, araç güvertesinden yolcu salonuna geçiş merdivenli mi, 4 kişi için doğru bilet kombinasyonu ne.

444 90 15

Tanıtım Merkezi

28 Ağustos cuma günü için seans rezervasyonu yaptırmak gerekiyor. Her seans 60 dakika ve seans başına 50 kişi alınıyor; bir ağustos cumasına rezervasyonsuz gidilirse içeri girilemeyebilir.

0266 885 54 89

Marmara Belediyesi

Mermer müzesinin 26 Ağustos'ta açık olup olmadığını, zemin ve tuvalet durumunu sormak gerekiyor. Kaynaklar çelişiyor ve bir tanesi müzenin kalıcı olarak kapandığını söylüyor.